İmge ile ilgili çeşitli sitelerden yaptığım alıntıları bu başlık altında toplamaya çalışacağım. bu konuda özgün fikri olan arkadaşların sözlerini söylemesi'ni ve şiir'de çok önemli bir yer tutan imge konusunu biraz irdelemek istedim...
AMARA'DAN ALINTI
Şiir, doğası gereği üzerinde kesin belirlemeler yapmaya gelmez. Ama şiirin özünün imgeyle oluştuğu ve imgenin de sözcükler aracılığıyla, yeni dil ile yaşam bulduğu bir gerçektir.
İmge ile dil, şiirin öz ve biçimidir. İmge öz olurken, dil ise şiirin biçimini oluşturur. Güçlü bir imge ile imgeyi dizelere dönüştüren ritimli bir dilin bileşimidir şiir.
Çağrışım imgedir ve imge de şiirin özüdür
Yaşanmış olaylar ya da nesnel dünyanın insan zihninde yarattığı çağrışımlarla oluşan imge, aynı zamanda şiirin ana temasını da oluşturur. Yani şiirde ele alınan konu hangisiyse, (özlem, yiğitlik, tragedya ya da doğa güzellikleri olabilir) ozan, konuyu zihninde yarattığı belli çağrışımlarla verir. Çağrışım imgedir ve imge de şiirin özüdür.
Şiire şiir denebilmesi için, bir imgeyle kurulması zorunludur. Çünkü imge; okuru hem uyarır, hem de heyecan ve coşkusunu harekete geçirir. Her şiirde sadece bir tek imge kullanılabilir. Ya da birden fazla kullanılıyorsa da, kullanılan imgeler bir bütünlüğü oluşturmalıdır. "Şiir bir tek imgedir ya da parçalanamaz bir imgeler burcudur.(Octavia Paz)" İyi bir şiirde, "yapılan bütün çağrışımlar birbiriyle ilişkilidir, bir coşku bütünlüğü yaratacak şekilde birbirine bağlanmıştır.(Ö. İnce)" Şiirde birden fazla imge kullanılıp, kullanılan imgeler de bir bütünlükten uzaksa, bu, şiiri hem dağıtır, hem de anlaşılmaz kılar. Yine her kullanılan imge yeni olmalıdır. Şiirdeki imge daha önce kullanılmışsa, imge olmaktan çıkar, okuyana da heyecan ve coşku yaratmaz. "Her imge yaratılıp bir kez kullanılabilir.(V. Çolak)" Birden fazla kullanılan imge, çağrışımsal özelliklerini yitirerek simgeye dönüşür. Bu da insanı ne heyecanlandırır, ne de duyularını harekete geçirir. Örneğin "hüzün yüklü bulutlar" "gözlerdeki umut kıvılcımları" ya da "firari geceler" gibi söylemler, imge olmaktan çıkmış, her yeni şair adayının acemiliğiyle ilk başlarda içine düştüğü simgeler tuzağı olmuştur.
İmgeler, yapıları ve kuruluşları bakımından betimleyici ve simgeleyici olanlar, yine soyuttan somuta ya da somuttan soyuta kurulanlar biçiminde kendi içlerinde birçok sınıflandırmaya ayrıştırılabilir. Ancak düz tanımlamalara ya da belli sınıflandırmalara gitmek, şiirde olduğu gibi imgede de fazla gerçekçi olmaz. Konu itibarı ile fazla üzerinde durmamakla birlikte, özgün olmaları nedeniyle sadece bir-iki imge örneği ile yetineceğiz.
a-
Derin gökten mi geldin, uçurumdan mı çıktın
Ey güzellik!
O kutsal, cennetlik gözlerin
Hem iyilik hem de suç dolduruyor kadehe
Belki de bu yüzden bir şarap gibisin
(Baudelaire)
b-
Gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk
Hiçbir yere gitmiyor.
(E. Cansever)